devinim*

aynadaki bozukluğumun simgesi
cevvi bir kan akışı
yenilmişliğin dokusu
kulaklarımı ziyaret ederken
biçim değiştirip, zaman algımı yitirdim

dilimin altında bir fidan varmışcasına
yeni hayatlar oluşuyormuşcasına
konuşmak için çok heyecanlıyım
ama yutuyorum, yutuyorum
sığdıramıyorum kelimelerimi yeni biçimime
duygular tekdüze yer değiştiriyor
bu artık daha oturaklı bir yenilgi
yarıda kesilen düşünce akışı;
öldürüyor her şeyi, tüm temayı, tüm söz sanatlarını

oraya bakıyorum, hiçbir şeyden habersiz
doksan dokuz kere söylemişler adını kulağına,
konuşmak için çok heyecanlıyım
ama yutuyorum, yutuyorum
sığdıramıyorum kelimelerimi yeni biçimime

Romantik Manifesto

ateş böceklerine hasret kalan kulağım
ve yozlaşmış, sokaklaşmış bedbaht ruhum
binalara çarpıp suratımı okşayan kirli deniz kokusu
hep beraber renkler arıyoruz üzerimize kusan gri rengin içinde
denizler, gökler ağlıyor
kadim dostlar gökyüzünde göçecek yerler arıyor
trenler, gemiler yine tüm ihtişamını kaybediyor
ve güçlüce bastırılmış, yüzeye çıkmaya korkan, güçsüzleşen korkunç bir isyan, yerin altında

ve dostum,
kumlarda dans etmeyi heybetli ve güçlü gören herkes
bizleri deli ilan etmeye mahkumdur
gerçek delilerin hepsi; trenlerin, gemilerin ve binaların içinde yaşar
ormanın, ağaçların konuşmasından korkan tüm deliler
gözlerindeki donuk korkuyla ve meşalelerle kapımıza dayanacaklar
sıra bize de gelecek dostum,
yozlaştırılmış ruhlarımızı budayacaklar.

Şiir Çevirisi/Robert Duncan

Suyun Üstündeki Geçit
Gece sandallarda denize çıktık,
kayıbız, ve engin denizler bize korku tuzakları kurmakta.
Sandallar yabancılaşıyor birbirine, nihayet yalnızız
haddi hesabı olmayan, kayıtsız, yıldızlarca hastalıklı gökyüzünün altında.

Kürekler boşta dursun sevgilim, bu zamanı unutalım
sevgimiz aramızda bir bıçak gibi
ne asla geçemeyeceğimiz sınırları belirleyen
ne de hayalimizin merkezine sürüklendikçe yok eden
sessizliği sinsice kesen, dudaklarımızdaki acı yağmur
ve arkamızdan kapanan karanlık yara.

Su altı bombalarını unut, ölümü ve verdiğimiz sözleri
bahçeler tahrip edilmiş, ve batıya bakan çöllerin üzerinde
kavuştuğumuz odalar bombalanmış.

Ayrıldığımızda bile, aşkın geri döner. Çalan çanların 
sustuğu gibi hissediyorum yokluğunu. Ve gözlerinin
üzerindeki tuz, aramızdaki tuz tortuları. Şimdi,
kolaylıkla tahripkar bir dünyaya giriyorsun.
Betonun kuru bir çatırtısı var. Işık zayıflıyor,
uzakta, deniz kıyısındaki şehir harabelerinin üzerine düşüyor
yalnız olduğum bu yıkılmaz gecede.

Çeviri: İrem Genkertepe

Passage Over Water
We have gone out in boats upon the sea at night, 
lost, and the vast waters close traps of fear about us. 
The boats are driven apart, and we are alone at last
under the incalculable sky, listless, diseased with stars.

Let the oars be idle, my love, and forget at this time
our love like a knife between us
defining the boundaries that we can never cross
nor destroy as we drift into the heart of our dream,
cutting the silence, slyly, the bitter rain in our mouths
and the dark wound closed in behind us.

Forget depth-bombs, death and promises we made, 
gardens laid waste, and, over the wastelands westward,
the rooms where we had come together bombd.

But even as we leave, your love turns back. I feel 
your absence like the ringing of bells silenced. And salt
over your eyes and the scales of salt between us. Now,
you pass with ease into the destructive world.
There is a dry crash of cement. The light fails,
falls into the ruins of cities upon the distant shore
and withing the indestructible night I am alone.

Robert Duncan

For K.

where my soul gazes
you are welcomed there
tiring it is
tiring, yet you push the rose garden
lockd in me

understanding the study
of your lips and hands
is a hard-craft
but
the limbic system of mine
gets it and
takes it
through the unknown reality.